992'de yaptığı konuşmada hizbullah'ı 'allah partisi' olarak tanımlıyor
şeriatçı kasaplara övgü
* fethullah gülen'in, her gün yeni mezar evleri çıkan ve vahşi öldürme yöntemleri belgelenen hizbullah'ı, pendik camii'nde 1992 yılında yaptığı konuşmada; ''ruhları aynı kışlada bir araya gelmiş askerler''e benzeterek ''allah cemaati, tabiri caizse, allah partisi, siyasi boğuşmalar, siyasi partiler karşısında allah partisi'' diye övdüğü belirlendi. cihat da isteyen gülen'in, ''cihat için gün olunur, mal-mülk feda ediler, gün olur can alınır-can verilir'' dediği ortaya çıktı.
ebru toktar
ankara - başbakan bülent ecevit 'in türk dili ve kültürünü yaydığı için övdüğü gülen 'in hizbullah'ı öven kasedi ortaya çıktı. araştırmacı-yazar ergün poyraz tarafından bulunan kasette, gülen'in ''allah'ın askeri olduktan sonra, kutsiler ordusu olduktan sonra, allah'ın kulu olduktan sonra, hz muhammed'in erleri olduktan sonra zaman ve mekân onları ayıramaz'' dediği saptandı.
gülen, pendik camii'nde yaptığı konuşmada, cemaatine şöyle sesleniyor:
''sürekli ittikaya (allah'tan korkma) kendini salmış, kaptırmış, arayışına girmiş, yakalamış, takvanın (allah korkusu) dahasını arayan derinliklerden daha derin kutsiler, hz muhammed mustafa'nın askerleri, hizbullah-allah ordusu- hizbullah-allah cemaati- tabiri caizse allah partisi, siyasi boğuşmalar, siyasi partiler karşısında allah partisi. bize allah gerek allah! yunus diliyle bana seni gerek seni. bu noktadan hareketle kuran-ı kerim'in tevhide nasıl parmak bastığını, nasıl hassasiyetle allah'ı birleme, allah'ın birliği noktasında kapıları birleştirme odağında olduğunu görürüz. allah'ı birleyenler ve allah'ı birlemede birleşenler: ruhlar tıpkı bir kışlada bir araya gelmiş askerler gibidir. bunlar aynı duygu ve düşünceyi paylaşıyorlarsa birleşirler. aynı çizgi üzerinde omuz omuza verirler. aynı duygu ve düşünceyi paylaşmıyorlarsa ihtilafa düşerler. öyle omuz omuza verirler ki biraz adımını ileriye atsan, kendini sahabi cemaati (muhammed'i görmüş ve sohbetinde bulunmuş mümin) indinde bulursun. çünkü aynı frekansta çalışıyorlar. frekans olunca; aynen siz sahabi ile frekans içinde olursanız, aynı duyguyu paylaşırsanız, aynı onların heyecanını yaşarsanız, kalbiniz onların heyecanı ile atarsa, bedir'in yamaçlarında dolaşırsanız, uhud duygusunu beraber paylaşırsanız, hudeybiye'de ellerinizi onlarla kaldırsanız ve kaldırırken elinizi üzerine koyacağınız elin hz. muhammed'in eli olacağını düşünürseniz, frekans tamam demektir. rüyalarınıza girerler, hayal alemine girdiğiniz zaman sizi yakalarlar, misali levhalarla (yeşil bayraklarla) her yerde sizi kovalarlar, her köşe başında karşınıza çıkarlar. bazen kendinizi onların tam ortasında görürsünüz. bedir'i görürsünüz, onlarla beraber kılıç çalıyor ve dersiniz 'ben 14 asır sonra geldim. nasıl bunların içinde oluyorum?' frekans birliği olursa, olursunuz. duygu ve düşünce birliğine vardığınız zaman siz aynı ordunun erleri haline gelirsiniz ve ben bunu size anlatmaya çalışıyorum. allah'ın askeri olduktan sonra, kutsiler ordusu olduktan sonra, allah'ın kulu olduktan sonra, hz. muhammed'in erleri olduktan sonra zaman ve mekân onları ayıramaz. cihat, bugün hemen herkesin anladığı şekliyle ilahi kelimetullah yolunda mücadele etmenin adıdır. cihat sözcüğü, içinde bulunulan asır ve şartlara göre değişkenlik arz eden geniş kapsamlı bir kelimedir. gün olur, mal-mülk her şey feda edilerek bu vazife yerine getirilir. zaman gelir, yollar gider; bir can pazarına ulaşılır ve can alınır-can verilir.''
kaynak:http://www.geocities.com/fettosh/ovgu.htm
tehlikenin farkında mısınız?
(°bkz: o değil de nasıl koyuyorum lüleden)
01 Mayıs 2007 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder