10 Mayıs 2007 Perşembe

İrticacıların Yaptıkları ve Söyledikleri

kronolojik olarak irticacıların yaptıkları ve söylediklerini;

4 şubat 1949: iki "meczup" meclis'te ezan okuyor.

15 şubat 1949: ilkokullarda isteğe bağlı olarak din dersleri okutulmaya başlanması öneriliyor.

1 mart 1950: chp hükümeti, tekke ve türbelerin kapatılmasına dair 677 sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. türk büyüklerine ait olanlar ve sanatsal değer taşıyanlar milli eğitim bakanlığınca(!) halka açıldı. açılan
türbe sayısı ilk aşamada 19 idi.

12 nisan 1950: mareşal fevzi çakmak için düzenlenen cenaze töreninde gericiler dini siyasete alet ederek gövde gösterisi yapıyor.

29 mayıs 1950: başbakan menderes, sadece "millete mal olmuş inkılaplarımızı saklı tutacağız" diyerek irticaya ilk işareti veriyor.

16 haziran 1950: ezanın arapça okunması yasağı kaldırılıyor.

5 temmuz 1950: radyoda dini program yayınlama yasağı kaldırılıyor.

21 ekim 1950: milli eğitim bakanlığı, okullarda din derslerinin zorunlu olmasına karar veriyor.

3 aralık 1950: arap harfleriyle tedrisat yapmak için gizli ya da aleni dershane açanlar hakkında 23 eylül 1931 günü, 12073 sayılı kararnamedeki yasaklama kaldırılıyor. böylece kuran kursu ve imam hatip okullarına yeşil ışık yakılıyor.

1953: köy enstitüleri, ilk öğretmen okulları'na dönüştürüldü.

1953: yasa değişikliği ile "siyasi yayın ya da beyanlarda bulunmak, öğretim üyeliğinden çıkarılmaya neden olan bir suç" sayılmaya başladı.

1954: 25 yılını dolduran öğretim üyelerinin emekliye ayrılmasını sağlayan yasa ile öğretim görevlilerini bakanlık emrine alan ya da görevden uzaklaştırmayı sağlayan yasa çıkarıldı.

1955: başbakan menderes, dp meclis grubunda arkadaşlarına şöyle sesleniyor; "siz öyle güçlüsünüz ki, şu anda isterseniz anayasa'yı bile değiştirebilir, hilafeti bile getirebilirsiniz." diyor.

1956: menderes, konya'da halka hitap ederken "ortaokullara din dersleri konulacağını" açıklıyor.

13 eylül 1956: ortaokul ders programlarına seçmeli din dersleri konuyor.

1957 : başbakan menderes, ödemiş"te halka yaptığı konuşmasını bir kasaba imamı gibi bitiriyor;"allah, münafıkların şerrinden hepimizi korusun." genel seçimler yaklaşınca hızını alamıyor ve seçmene şu vaatlerde bulunuyor: "istanbul'u ikinci bir mekke, eyüp sultan camiini de ikinci bir kabe yapacağız."

14 şubat 1957: başbakan menderes, ankara'da kocatepe camii'nin yapımı için cami yaptırma derneği'ne 100.000 tl bağış yapıyor.

19 mayıs 1957: kayseri'de halka yaptığı açıklama menderes, "dp'nin iktidarda olduğu yedi yıl içinde yeni 15.000 cami inşa edildiğini ve başta süleymaniye olmak üzere 86 caminin onarıldığını, süleymaniye'nin 500'üncü yıl dönümünü kutlamak için müslümanların istanbul'a davet edileceğini" söylüyor.

1957 - 1958: liselere seçmeli din dersi kondu.

1959: din dersleri öğretmeni yetiştirmek için yüksek islam enstitüsü açıldı.

26 haziran 1965: milli eğitim bakanı cihat bilgehan, "imam hatip okullarını bitirenlerin, ilkokul öğretmeni olabileceklerinin" müjdesini veriyor.

15 nisan 1966: atatürk büst ve heykellerine karşı gericilerin saldırıları sürüyor.

31 mayıs 1966: demirel, kayseride halka yaptığı konuşma hedef saptırarak şunları söylüyor: "bugün türkiye'de gericiliğin yaşamasına uygun koşullar artık bulunmamaktadır."

17 mayıs 1967: imam hatip okullarını bitirenlere üniversitelere girme hakkı tanınıyor.

20 ağustos 1967: izmir'de islam enstitüsünün temelleri başbakan süleyman demirel tarafından atılıyor.

aralık 1967: meclis'te iftar yemekleri verilmeye başlanıyor.

21 şubat 1968: milli eğitim bakanı ilhami ertem, "hükümetimizin amacı her ilde bir imam hatip okulu açmaktır"diyor.

19 şubat 1969: mehmet şevki eygi adlı emperyalizm fedaisi abdnin 6. filosunu protesto eden yurtsever gençler üzerine "abd bizim kabemiz, cihada hazır olun" sloganları ile dincileri saldırtıp o günün tarihlere "kanlı pazar" olarak geçmesini sağlıyor.

1 ekim 1969: seçimlere bir gün kala adalet partisi'nin kır atlı kuran dağıttığı haberleri basına yansıyor.

26 ocak 1974: milli selamet partisi genel seçimlerden 48 milletvekili ile çıkıyor.

1974 - 1977: din kültürü ve ahlak dersi zorunlu kılındı.

1975-1976: bir yıl içinde 70 imam hatip okulu açılıyor.

1976-1977: bir yıl içinde 77 imam hatip okulu daha açılıyor.

1977-1978: açılan bu imam hatipler yetmemiş olacak ki bir yıl içinde 86 tane daha açılıyor. bu üç yıl boyunca başbakanlık koltuğunda süleyman demirel oturuyor.

kahramanmaraşta 21-25 aralık 1978 tarihleri arasında meydana gelen olaylarda resmi açıklamalara göre 111 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi de yaralanmıştı...sol parti ve dernek binaları ateşe verilmiş, müslümanlar cihada çağrılarak duvarlara "allah için savaşa, müslüman türkiye" sloganları yazılmıştı. buna karşın süleyman demirel, şunları söylemişti: "bana sağcılar, milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz"

12 haziran 1979: msp genel başkanı necmettin erbakan şunları söylüyor:
"hafta tatili cuma günü olmalı. nikahı müftüler kıymalı. mekteplere kuran dersi koymalı. bu milletin mektep kitapları niye allah adıyla başlamıyor?"

4 temmuz 1980: çorum katliamı gerçekleştiriliyor. 58 kişi katledilirken başbakan demirel "çorumu bırakın fatsaya bakın!" diyerek "solun kalesi" diye anılan fatsayı hedef gösteriyordu.

22 temmuz 1980: kemal türker'in öldürülmesi.

7 eylül 1980: msp'nin konya'da düzenlediği mitingte yobazlar tarafından şu sloganlar atılıyordu: "dinsiz devlet yıkılacak elbet...şeriat gelecek...laiklik dinsizliktir...anayasa kuran... ya şeriat ya ölüm...cihada hazırız..."

ve 12 eylül 1980: amerika'nın fedailiğine soyunan, amerikalıların "bizim çocuklar" dedikleri generaller tarafından darbe yapılarak tüm siyasi parti ve dernekler kapatıldı. demokrasi güçlerine karşı topyekün bir seferberlik başlatıldı. dizginlerini koparan zor, zulüm ve işkence doruğa çıktı. ülkenin aydınlanmacı birikiminin üzerinden silindir gibi geçildi. bu satırların yazarı çetin yetkin' de bundan payını alarak 92 gün işkence gördü.

ulusal birlik yerine dinsel birliği öne süren, ulus yerine ümmet anlayışını ön plana çıkaran, günlük konuşmalarını bile dinsel motiflerle süsleyen gerici 12 eylül darbesinin mimarı kenan evren, 10 ağustos 1981 tarihinde çanakkale''de yaptığı konuşmada "muhterem din adamlarının elini öpeceğiz" diyor.

darbe rejimi, 2842 sayılı yasayı 16.6.1983 tarihinde yürürlüğe koyarak bu yasanın 10. maddesiyle imam hatip lisesi mezunlarının yükseköğretim kurumlarına girmelerini sağladı. bununla da yetinmeyerek, 1983 yılında 1739 sayılı yasanın 31. maddesinde yaptığı değişiklikle, cami imamı olarak yetişenlerin okullarda öğretmen olmalarına yasal dayanak hazırlandı.

12 eylül' de gerçekleştirilen amerikancı darbeden sonra ismet inönü'nün oğlu veto edilerek seçimlere katılması engellenirken nakşibendi tarikatının üyesi olan turgut özalın çankayaya kadar tırmanması sağlandı. nitekim özal'ın, "12 eylül olmasaydı iktidara gelemezdik" biçimindeki açıklaması 14.8.1987 tarihinde basına yansıdı.

mart 1987: demirel, öğretim birliği yasasının bir devrim yasası olduğunu ve değiştirilmesinin olanaksız olduğunu gözardı ederek şunları söylemiştir:
"siyasetin emrinde din değil, başka hakların kullanılmasına yaptığı gibi, siyaset dine hizmet edecek. bunda yadırganacak bir şey yok.
...tevhidi tedrisat kanunu bir semavi kitap değildir. şayet kuran kursları ve din eğitimi bu kanuna ters düşüyorsa, yanlış olan din eğitimi değildir. tevhidi tedrisat kanunu'dur.
...laiklik çiğneniyor diye yapılan tartışmalar, bir yerde din ve vicdan hürriyetinin kullanılmasını baskı altına almaktır."

1989: tcknın türkiye'de din devleti kurulmasını suç sayan 163. maddesi kaldırıldı. bu maddenin kaldırılmasına karşı çıkan aydınlar birer birer öldürülmeye başlandı.

28 aralık 1989: üniversitelerde türban serbest bırakıldı.

31 ocak 1990: prof. dr. muammer aksoy'un öldürülmesi.

7 mart 1990: çetin emeç'in öldürülmesi.

4 eylül 1990: (gbkz :turan dursun)'un öldürülmesi.

6 ekim 1990: prof. dr. (gbkz :bahriye üçok)'un öldürülmesi.

24 ocak 1993: uğur mumcu, "imam-subay" başlıklı yazısından iki gün sonra bir suikasta kurban gitti.

2 temmuz 1993: sıvasta her yıl geleneksel olarak düzenlenen pir sultan abdal kültür etkinliklerinin 3. gününde, müslümanlar ortalığı kana buladı. ülkemizin yetiştirdiği en değerli aydın, düşünür, bilim adamı, sanatçı ve edebiyatçılardan 37 kişi diri diri yakıldı. çoğu çevre illerden gelerek madımak otelini ateşe verenlerin attığı ortak sloganları şunlardı:
"zafer islamın...cumhuriyet sıvasta kuruldu, sıvasta yıkılacak...şeriat gelecek zulüm bitecek...kahrolsun laiklik..."

27 mart 1994: yerel seçimlerle rp'nin yükseliş ivmesi devam etti. 22 ildeki belediyelerin, ankara ve istanbuldaki anakent belediyelerinin tüm olanakları rpnin eline geçti. bunlar, iktidar yolunda önemli kilometre taşları olacaktı. (gbkz : necmettin erbakan),
"refah iktidara gelerek. sorun ne? geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı? kanlı mı olacak? kansız mı? 60 milyon buna karar verecek"diyordu.

5 nisan 1994 tarihli kararlarını ilan ederken "son sosyalist devleti de yıktık" sözleriyle kemalizmin sosyal devlet alanında sağladığı cılız da olsa kazanımları kastediyordu.

10 kasım 1994: anıtkabir'de Atatürk'e çirkin bir saldırı yapıldı. saldırgan,
"taşlara, kemiklere secde etmeyin. taşlar sizi kurtaramaz. kur ana davet ediyorum." diye slogan attı.

11 ocak 1995: onat kutlar'ın öldürülmesi.

9 ocak 1996: metin göktepe'nin öldürülmesi.

1997: refah partili sincan belediye başkanı bekir yıldız, laiklere şeriat enjekte edilecekdedi.

1997: şevket yılmaz , "allah'ın size soracağı soru şöyle: küfür düzeninde islam devleti olsun diye niye çalışmadın?"

hasan hüseyin ceylan, "bu vatan bizimdir, rejim bizim değildir kardeşlerim. rejim ve kemalizm başkalarınındır. türkiye yıkılacak beyler!"

kayseri belediye başkanı şükrü karatepe, "bu törenlere için kan ağlayarak katılıyorum. bu düzen değişmeli. bekledik, biraz daha bekleyeceğiz. gün ola harman ola. müslümanlar içlerindeki hırsı, kini eksik etmesin."

şanlıurfa belediye başkanı çelik, "ben kan dökülmesini istiyorum. demokrasi böyle gelecek, fıstık gibi olacak."dediler.

ve nihayet şubat 1997....

özal'ın halefi olan başbakan necmettin erbakan, başbakanlık konutunda verdiği iftar yemeğine türkiye nin en ünlü din baronlarını davet ederek, toplumsal gerilimi tırmandırdı.
laiklikliğin tanımı bile değiştirilerek, "laiklik, din özgürlüğüdür" "din ise birleştirici ve lâzımdır" denilmeye başlandı.

eğitim yoluyla bu ülkede;
"iktidar olursak, içkinin içilip içilmeyeceğini referanduma götürürüz" diyen tayyip erdoğan gibi şeriat özlemcisi kafalar yetiştirildi.
bu kafa sahipleri, iktidar olup cesaret ettikleri taktirde çarşafı, arap alfabesini, dört kadın ile evlenmeyi de referanduma götüreceklerinden, bir yandan uluslararası yeşil sermaye gücü, öte yandan da din istismarı yoluyla bunu topluma kabul ettirip uygulayacaklarından, artık hiç kuşkumuz kalmadı.

21 ekim 1999: prof. dr. ahmet taner kışlalı'nın öldürülmesi.

18 aralık 2002: prof dr. necib hablemitoğlu'nun öldürülmesi.

kaynaklar
çetin yetkin 12 eylül de irtica
vural savaş irtica ve bölücülüğe karşı militan demokrasi

06 Mayıs 2007 Pazar

ampul abi'den stand up gösterisi.

ampul abi'den stand up gösterisi. bu ülkenin askeri var ordusu var; alırlar adamı aşağı.

03 Mayıs 2007 Perşembe

RTE'den inciler.

recep tayyip erdoğan'ın slide şov olarak mail adreslerinde dolaşan ve 29 nisan 2007 caglayan mitingi nde de barkovizyonda yayınlanan yapmak istediklerini gözümüze gözümüze soktuğu söylemleri...

12.5.1994 hürriyet gazetesi "ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok"

17.9.1994 cumhuriyet gazetesi "bütün okullar imam hatip yapılacak"

21.11.1994 milliyet gazetesi "elhamdülillah şeriatçıyız"

14.11.1994 hürriyet gazetesi "her 10 kasım'da yaygara kopartılıyor"

19.12.1994 sabah gazetesi "yılbaşına karşıyım"

22.1.1997 gözcü gazetesi "ben tekkeye değil dergaha gittim"

1.5.1996 hürriyet gazatesi "içki yasaklansın"

akis gazetesi "istanbul'u medine yapacağız"

15.5.1995 sabah gazetesi "sarık operasyonu çok komik"

8.1.1995 hürriyet gazetesi "ben istanbul'un imamıyım"

6.3.1996 hürriyet gazetesi "mayo reklamı şehvet sömürüsüdür"

29.9.1994 hürriyet gazetesi "milli piyango zulümdür"

25.6.1994 "yeşil (kaldırım rengi) medeniyettir"

9.5.1995 milliyet gazetesi "sadece imamlar resmi nikah kıysın"

belediye başkanlığı yaptiği dönemde belediye meclisinin her açılışı istiklal marşı yerine kuran okunarak yapılmıştır. yine böyle bir dualı açılıştan sonra şunu söylüyor.
"ben türkiye büyük millet meclisi'nin de dua ile açılmasından yanayım"

1.7.1994 "taksim'deki caminin temelini inşallah atacağız"

5.2.1996 akit gazetesi "cumhurbaşkanı'nın imam hatip li olacağı günler yakındır"

"türkiye kendine din olarak kemalizmi almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir..."

"türkiye'nin yarınında artık kemalizme ve kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. bizim için en üst belirleyici, islam'ın etkileridir. her şey ona göre belirlenir"

"camiler kışla, minareler süngü, kubbeler miğfer, müminler askerimizdir."

"demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız."

"demokrasi bizim için bir tramvaydır. istediğimiz durağa gelince ineriz."

islamcı bir miting sırasında halka seslenirken;
"yolumuzun ortasında inek oturmuş, yolumuzu kapatıyor, menzile ulaşmamızı engelliyor.
ineği yolumuzdan önce lafla, usul usul, sonra evvelallah sizlerin yardımıyla, artık nasıl olursa, nasıl denk gelirse kaldıracağız."

"türkiye'yi eyaletlere bölmek lazım. merkezi yönetimin bir takım yetkileri bunlara verilmelidir. belediye başkanları da bu konuda en yetkili olmalıdırlar. o bölgelerdeki her türlü eğitimde bunlara bırakılmalıdır." bölücü değil birleştirici olduğunu iddia eden biri için ne kadar gerekli ve anlamlı bir cümle.

"hem laik, hem müslüman olunmaz. ya müslüman olacaksın, ya laik. ikisi birarada olunca ters mıknatıslanma yapar. mümkün değil, ikisi birarada olamaz."

"referansımız islam'dır. tek hedefimiz islam devleti'dir."

"sen "ne mutlu türküm diyene" dersen, onun da "ne mutlu kürdüm diyene" deme hakkı vardır."

"1.5 milyarlık islam alemi, müslüman milletimizin ayağa kalkmasını sabırsızlıkla bekliyor. kalkacağız, bu ayaklanma başlayacak."

"egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan, egemenlik kayıtsız şartsız allahındır."

"türkiye'yi pazarlıyorum. bizim için verilecek para önemlidir. her şeyi pazarlar satarız, parayı veren düdüğü çalar."

"bir tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse tabii ki gidecek be."

kars'ta akp toplantısında kadınlarla erkeklerin, ayri ayrı yerlerde oturtulmasını eleştiren gazeteciye;
"kadın nereye isterse oturur, sana ne yaa! ayıp yaa!"

"türkiye'de kürt sorunu vardır. bunu türkiyelilik kavramıyla çözmeliyiz. türkiyeli kimliği her vatandaşın üst kimliği olmalı, türk kavramı da alt kimlik olarak değerlendirilmelidir. isteyen isterse yine ben türküm derse desin"

avusturya'nın ankara büyük elçisine; "fazla içmedin değil mi, ağzin içki kokuyor"

"suriye'yi lübnan'dan çıkardıkları gibi, bizi de kıbrıs'tan çıkartırlar. birileri bize çık der, kuzu kuzu çıkarız."

"ben müslümanım diyenin, aynı zamanda laikim demesi mümkün değil"

seçim konuşmasında vatandaşa; "dur dinle be!.. dur dinle!.. 9 ay 10 gün be!.."

erzurum'da çiftçilere "yahu, bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak."

danıştay'ın verdiği türban kararından sonra, avrupa insan hakları mahkemesine ; "sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu ulemanın işidir. ulema ne diyorsa o olur." "efendi sen kim oluyorsun, buna mecelle (şeriat hukuku) karar verir"

chp'li bir milletvekiline; "sallamaa.., elini kolunu sallamaa.., her yerin oynuyor be!"

abd gezisinde; "abd'de özgürlük anlayışı var ama benim ülkemde yok"

mersin'de bir vatandaşa; "ulan terbiyesizlik yapma! artistlik yapma ulan! hadi ananı da al git burdan"

ahmet necdet sezer tarafından onaylanmayan yüzlerce atamanın vekaletlerle yürütülmesi konusunda;
"biz hukuka aykırı bir şey yapmıyoruz. mecellede(şeriat hukuku) böyle bir kaide var."

şehit ailelerine; "askerlik yan gelip yatma yeri değil"

şehit annesini; "ne konuşacam ben o kadınla yahu!"

almanya'da kombassan holdinge para kaptıran bir vatandaşa; "söyleyin şu sahtekara ne istiyormuş"

yök başkanı prof.dr. erdoğan teziç'e "burası (kafasını göstererek) basmıyor. hayatında iki koyun gütmediği için bunu kavrayamıyor."

birleşmiş milletler tarafından tüm dünyada terörist ilan edilen ve aranan el kadı için; "kendisine kefilim, babam gibi güvenirim, ona kendime inandığım gibi inanıyorum."

terörist el kadı'yı eleştiren muhalefet üyeleri ve gazetecilere; "onları hoplatacağım"

kıbrıs davasının 50 yıllık lideri rauf denktaş'a "neyseki, yaşına başına saygı duyuyorum. ağzı olan konuşuyor be!"

"ulusalmış, milliyetçiymiş, ne milliyetçisi yahu, bunlardan olsa olsa saman milliyetçisi olur."

akp genel kongresinde "sanki maçta gibi bağırıp çağırıyorlar, türkiye laiktir, laik kalacak diye, bunlar hoş şeyler değil."

çeşitli mitinglerde söyledikleri;
. şerefsizler
. bizim çocuklar aç mı kalsın be!
. kes ulan sesini
. sana üç nokta koyarım
. otur ulan oturduğun yerde, herşeye burnunu sokma

2002 seçimlerinden hemen önce ve başbakan olunca;" ben gelişerek değiştim."

başbakanlığının 4. yılında; "ben hiçbir zaman değişmedim. islami fikirler değişmez."

1980'li yıllarda recep tayyip erdoğan'ın atatürk, laiklik ve cumhuriyet'e karşı ettiği yemin;
"ben muhammed müslüman ümmetindenim. türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. hayatımı mustafa kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, türkiye'yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, kemal paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan, şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma, dinim, allah'ım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim." recep tayyip erdoğan

söylediklerine bakınca ettiği yemine ne kadar bağlı kaldığını görmek mümkün...

yazının orjinal sahibi olan; kurutulmuş kelebek nickli izmirsözlük kullanıcısına teşekkür ederim.

02 Mayıs 2007 Çarşamba

Abdullah Gül

 

Yorum yok. Resim herşeyi yeterince açıklıyor olmalı.Resmin büyük hali için; lütfen resmin üzerine tıklayın.
Posted by Picasa

01 Mayıs 2007 Salı

Fethullah Gülen

992'de yaptığı konuşmada hizbullah'ı 'allah partisi' olarak tanımlıyor

şeriatçı kasaplara övgü

* fethullah gülen'in, her gün yeni mezar evleri çıkan ve vahşi öldürme yöntemleri belgelenen hizbullah'ı, pendik camii'nde 1992 yılında yaptığı konuşmada; ''ruhları aynı kışlada bir araya gelmiş askerler''e benzeterek ''allah cemaati, tabiri caizse, allah partisi, siyasi boğuşmalar, siyasi partiler karşısında allah partisi'' diye övdüğü belirlendi. cihat da isteyen gülen'in, ''cihat için gün olunur, mal-mülk feda ediler, gün olur can alınır-can verilir'' dediği ortaya çıktı.

ebru toktar

ankara - başbakan bülent ecevit 'in türk dili ve kültürünü yaydığı için övdüğü gülen 'in hizbullah'ı öven kasedi ortaya çıktı. araştırmacı-yazar ergün poyraz tarafından bulunan kasette, gülen'in ''allah'ın askeri olduktan sonra, kutsiler ordusu olduktan sonra, allah'ın kulu olduktan sonra, hz muhammed'in erleri olduktan sonra zaman ve mekân onları ayıramaz'' dediği saptandı.

gülen, pendik camii'nde yaptığı konuşmada, cemaatine şöyle sesleniyor:

''sürekli ittikaya (allah'tan korkma) kendini salmış, kaptırmış, arayışına girmiş, yakalamış, takvanın (allah korkusu) dahasını arayan derinliklerden daha derin kutsiler, hz muhammed mustafa'nın askerleri, hizbullah-allah ordusu- hizbullah-allah cemaati- tabiri caizse allah partisi, siyasi boğuşmalar, siyasi partiler karşısında allah partisi. bize allah gerek allah! yunus diliyle bana seni gerek seni. bu noktadan hareketle kuran-ı kerim'in tevhide nasıl parmak bastığını, nasıl hassasiyetle allah'ı birleme, allah'ın birliği noktasında kapıları birleştirme odağında olduğunu görürüz. allah'ı birleyenler ve allah'ı birlemede birleşenler: ruhlar tıpkı bir kışlada bir araya gelmiş askerler gibidir. bunlar aynı duygu ve düşünceyi paylaşıyorlarsa birleşirler. aynı çizgi üzerinde omuz omuza verirler. aynı duygu ve düşünceyi paylaşmıyorlarsa ihtilafa düşerler. öyle omuz omuza verirler ki biraz adımını ileriye atsan, kendini sahabi cemaati (muhammed'i görmüş ve sohbetinde bulunmuş mümin) indinde bulursun. çünkü aynı frekansta çalışıyorlar. frekans olunca; aynen siz sahabi ile frekans içinde olursanız, aynı duyguyu paylaşırsanız, aynı onların heyecanını yaşarsanız, kalbiniz onların heyecanı ile atarsa, bedir'in yamaçlarında dolaşırsanız, uhud duygusunu beraber paylaşırsanız, hudeybiye'de ellerinizi onlarla kaldırsanız ve kaldırırken elinizi üzerine koyacağınız elin hz. muhammed'in eli olacağını düşünürseniz, frekans tamam demektir. rüyalarınıza girerler, hayal alemine girdiğiniz zaman sizi yakalarlar, misali levhalarla (yeşil bayraklarla) her yerde sizi kovalarlar, her köşe başında karşınıza çıkarlar. bazen kendinizi onların tam ortasında görürsünüz. bedir'i görürsünüz, onlarla beraber kılıç çalıyor ve dersiniz 'ben 14 asır sonra geldim. nasıl bunların içinde oluyorum?' frekans birliği olursa, olursunuz. duygu ve düşünce birliğine vardığınız zaman siz aynı ordunun erleri haline gelirsiniz ve ben bunu size anlatmaya çalışıyorum. allah'ın askeri olduktan sonra, kutsiler ordusu olduktan sonra, allah'ın kulu olduktan sonra, hz. muhammed'in erleri olduktan sonra zaman ve mekân onları ayıramaz. cihat, bugün hemen herkesin anladığı şekliyle ilahi kelimetullah yolunda mücadele etmenin adıdır. cihat sözcüğü, içinde bulunulan asır ve şartlara göre değişkenlik arz eden geniş kapsamlı bir kelimedir. gün olur, mal-mülk her şey feda edilerek bu vazife yerine getirilir. zaman gelir, yollar gider; bir can pazarına ulaşılır ve can alınır-can verilir.''

kaynak:http://www.geocities.com/fettosh/ovgu.htm
tehlikenin farkında mısınız?

(°bkz: o değil de nasıl koyuyorum lüleden)